8 Nisan 2007 Pazar

emanetçiler sokağı

çığlıkları duyuyor musun? duyuyor olmalsın. gaipten gelmiyo onlar değilmi? duyuyorsun biliyorum. beni en iyi tanıyan sensin. bazen öyle şiddetleniyor ki göremiyorum hiçbirşeyi... bazen... aklım karışıyo işte böyle konuşamıyorum... susamıyorum da. sustukça üzerime geliyolar. ellerimi bağlıyolar gözlerimi kapatıp saçlarımı okşuyolar... korkuyorum bazen. bilirsin... bi tek sen bilirsin...
senin çığlıkların onlar... sana aitler... hala içimdeler. ben sana dememişmiydim neyin varsa al öyle git diye? ha! dememiş miydim dayanamam buna diye... yokluğun da bana ait değil! onu da al. bardağımda dudak izlerin var. penceremdeki yanak izin hala orda.
halbuki temizlikçi kadına söylemiştim en ufak bi iz kalmasın diye. fazladan para da vermiştim halbuki. meğer para değilmiş onun istediği... ben mişim. içimmiş meğer...
ama olmazdı ki. sen alıp gitmedin ki herşeyi. dedim ya penceremde yanak izin duruyo hala. dışarıya bakmaya korkuyorum. temizlikçi kadına söylemiştim evi çok iyi havalandır diye ama hala kokun var. onu da bırakıp gittin...
gözlerin hala bende. onlarla bakamıyorum kimseye. temizlikçi kadın onları gördüğünde gözlerimde, çok üzülmüştü...
hakkımız yoktu bunu ona yapmaya... en çok benim hakkım yoktu. onun bi suçu yoktu ki! acıma ortak ettim onu da. seni temizlesin diye tuttum onu. ama o farkında değildi.
ama o kendi gözleriyle bakıyodu bana. onun penceresinde bi başkasının yanak isi yoktu! penceresine bi iz bırakmamı istemişti belki de benden sadece.
konuşmamı istemişti onunla. ben gibi... dilin hala dişlerimin arasındaydı. konuşturmadın beni. senin yüzünden üzdüm temizlikçi kadını...
konuştuklarını duymamı ve anlamamı istemişti ama! senin kulaklarındı onlar. senin kulaklarınla duyduklarından birşey anlamamıştım ki!
meğer ben mişim istediği... ben bilmiyordum bunu. ama demiştim ona çok titiz olmalısın diye. onun da hatası vardı. bunca pisliğin içinden çıkamayacaksa neden gelmişti içime? içimde sokulacak bi köşe açamayacaksa, bana gözlerini kulaklarını dilini vermeyecekse, ve kendi yanak izini koyamayacaksa pencereme...
ben mi izin vermemiştim buna?
ağacını hatırlıyor musun bahçemdeki! sulamamıştın ama solmamıştı. neden kesmemişti o ağacı? anlayamıyorum... ?

.....

kahretsin! temizliçi kadını aramalıyım... sanırım bütün senden kalanların yerine kendilerininkini bırakmış! ya gelip alsın herşeyini, yada ben bu satırları ona da yazarken yine yeni bişeylerin farkına varıcam...!
neden hep emanet şeyler kullanıyorum ki! benimkilere ne oldu?
ne yaptın onlara? belki ben biyerlerde bıraktım! belki farkında olmadan temizlikçi kadına bıraktım!
ya başka biri de ondan penceresine bir iz bırakmasını isterse? gidip her şeyime sahip çıkmalıyım. yoksa sokaklar emanetçilerle dolacak!
bir gün paramparça olacak insanlar... herkes bir gün birbirine benzicek birbirinden kalanları anımsayacak! ama kimse bunun farkına varmayacak. kimse kendini kullanmayacak o zaman...

buna hakkım yok...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder