sen hiç bardağı taşıran o son damla oldun mu...
yorgun bi cenaze gibi...
ahtapotun sekiz kollu sallanan sandalyesi gibi...
yağmur gibi
sel gibi...
ben son damla oldum dışıma...
ben bi bardağım aslında.
içim dışıma öyle bir sığdı ki,
dışımın içindeki bütün sıvı taştı heryerimden...
ve fışkırırken öyle güzeldi ki...
sanki; her bir damla ayrı bir rengiydi gökkuşağının...
sanki içime düşen her yıldırım,
dışımdan taşan her damlaya ayrı bi güzeldi ,
ayrı bi güzel yansıdı yüzüme ışığı...
yorgunum ben...
sallanan sandalyeye ihtiyacım var artık ...
galiba;
yuvarlak bir çizgiyim ben...
nerden baksan aynı değil yüzüm,
ay değilim ki,
parlamıyorum...
olmaması gereken bir şiirdi bu belki...
kimbilir belki 'ben'imdir bu,
dışıma taşan...
ışıkları görüyor musun?
8 Nisan 2007 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder