Zindan oldu dünyam…
Niye kapanır gözlerim aydınlığa
Ses etmez ruhum, kabullenmiş her şeyi neredeyse…
Çare değil söyleyemediklerimin, haykıramadıklarımın kaynarlığına, kirpiklerimin arasından sızanlar…
Yanıyor beynim
Haber verin saklandığı yerden beni izleyen körler, eriyorum…
Umuyorum nokta olmayı
Cümlenin en sonunda
Hikâyenin bittiği o donuk bakışta
Üç tane değil lakin tek başına…
İkilemlere veda etmiş şarkılar arıyorum kendime…
Tek bir cevapları, yüzlerce soruları olan,
Ne kadar az uyursa o kadar çok yaşayan…
Yaşanmışlıklarla yaşlanmışlıklar arasında sıkışıp kalmış adımları,
Işıklı ayakkabıları,
Pilli oyuncak bebeklerine verecek emirleri olmasın…
Havluyu yüzlerine süren,
Karlara çıplak ayaklarıyla basan…
Şehirlere değil, ışıklara âşık olan,
Başlangıçlara değil, bitişlere heves eden,
Bildiklerinin değil, bilmediklerinin hesabını bilen şarkılar…
Bağımlılık değil ayaklarımın dünyaya besledikleri duygu, bağlılık…
Yüksek topuklu ayakkabıları var insanların…
Yükseklik korkularıyla yaşamaya alışmayı marifet sanan yaşlılık gururları,
Uçmanın tadını nereden bilsin…
Zindan oldu dünyam…
Niye kapanır gözlerim aydınlığa
Aşık olduğum şehirler, muhtacım ışıklarınıza…
Şimdi zamanı mı bilinmez ama,
Bozun alevlerimin gölge oyunlarını…
2 Haziran 2007 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder