ben “yanarken”
sen ne yapıyordun?
“fotoğraf” çekiyordun değil mi...
beraber yansaydık da,
başkaları çekseydi ya fotoğrafımızı...
güzel bir fotoğraf olsaydık,
bir kadraja sığsaydık...
23 Haziran 2007 Cumartesi
14 Haziran 2007 Perşembe
rüya
bir rüyaymış...
parmaklarımın dokuntuğu tahta perdeler yalan,
avuçlarımın uzandığı bütün sesler riya...
mevsimlerin bana bıraktığı bütün miraslar sahteymiş.
birde geride bıraktıkların sahteydi bana...
çarpık, düzensiz, hevessiz nefes alışlarından sezmiştim oysa...
kendini kandırmak için uydurduğun bahanelere boyun eğdim yine de...
parmaklarımın dokuntuğu tahta perdeler yalan,
avuçlarımın uzandığı bütün sesler riya...
mevsimlerin bana bıraktığı bütün miraslar sahteymiş.
birde geride bıraktıkların sahteydi bana...
çarpık, düzensiz, hevessiz nefes alışlarından sezmiştim oysa...
kendini kandırmak için uydurduğun bahanelere boyun eğdim yine de...
n'olur...
bu mevsimin toprağı mıydı yaprakları boylesine sarartan,
yoksa ellerinin soğukluğu muydu irisime yansıyan?
duvarları ören şehirler yıkılsın,
teninde esen rüzgarlar yorulsun artık...
ne olur...
yoksa ellerinin soğukluğu muydu irisime yansıyan?
duvarları ören şehirler yıkılsın,
teninde esen rüzgarlar yorulsun artık...
ne olur...
2 Haziran 2007 Cumartesi
zindan
Zindan oldu dünyam…
Niye kapanır gözlerim aydınlığa
Ses etmez ruhum, kabullenmiş her şeyi neredeyse…
Çare değil söyleyemediklerimin, haykıramadıklarımın kaynarlığına, kirpiklerimin arasından sızanlar…
Yanıyor beynim
Haber verin saklandığı yerden beni izleyen körler, eriyorum…
Umuyorum nokta olmayı
Cümlenin en sonunda
Hikâyenin bittiği o donuk bakışta
Üç tane değil lakin tek başına…
İkilemlere veda etmiş şarkılar arıyorum kendime…
Tek bir cevapları, yüzlerce soruları olan,
Ne kadar az uyursa o kadar çok yaşayan…
Yaşanmışlıklarla yaşlanmışlıklar arasında sıkışıp kalmış adımları,
Işıklı ayakkabıları,
Pilli oyuncak bebeklerine verecek emirleri olmasın…
Havluyu yüzlerine süren,
Karlara çıplak ayaklarıyla basan…
Şehirlere değil, ışıklara âşık olan,
Başlangıçlara değil, bitişlere heves eden,
Bildiklerinin değil, bilmediklerinin hesabını bilen şarkılar…
Bağımlılık değil ayaklarımın dünyaya besledikleri duygu, bağlılık…
Yüksek topuklu ayakkabıları var insanların…
Yükseklik korkularıyla yaşamaya alışmayı marifet sanan yaşlılık gururları,
Uçmanın tadını nereden bilsin…
Zindan oldu dünyam…
Niye kapanır gözlerim aydınlığa
Aşık olduğum şehirler, muhtacım ışıklarınıza…
Şimdi zamanı mı bilinmez ama,
Bozun alevlerimin gölge oyunlarını…
Niye kapanır gözlerim aydınlığa
Ses etmez ruhum, kabullenmiş her şeyi neredeyse…
Çare değil söyleyemediklerimin, haykıramadıklarımın kaynarlığına, kirpiklerimin arasından sızanlar…
Yanıyor beynim
Haber verin saklandığı yerden beni izleyen körler, eriyorum…
Umuyorum nokta olmayı
Cümlenin en sonunda
Hikâyenin bittiği o donuk bakışta
Üç tane değil lakin tek başına…
İkilemlere veda etmiş şarkılar arıyorum kendime…
Tek bir cevapları, yüzlerce soruları olan,
Ne kadar az uyursa o kadar çok yaşayan…
Yaşanmışlıklarla yaşlanmışlıklar arasında sıkışıp kalmış adımları,
Işıklı ayakkabıları,
Pilli oyuncak bebeklerine verecek emirleri olmasın…
Havluyu yüzlerine süren,
Karlara çıplak ayaklarıyla basan…
Şehirlere değil, ışıklara âşık olan,
Başlangıçlara değil, bitişlere heves eden,
Bildiklerinin değil, bilmediklerinin hesabını bilen şarkılar…
Bağımlılık değil ayaklarımın dünyaya besledikleri duygu, bağlılık…
Yüksek topuklu ayakkabıları var insanların…
Yükseklik korkularıyla yaşamaya alışmayı marifet sanan yaşlılık gururları,
Uçmanın tadını nereden bilsin…
Zindan oldu dünyam…
Niye kapanır gözlerim aydınlığa
Aşık olduğum şehirler, muhtacım ışıklarınıza…
Şimdi zamanı mı bilinmez ama,
Bozun alevlerimin gölge oyunlarını…
"hiçkimse"ye...
Bir mevsimin tohumları var içimde…
Batıyor acımasızca, çığlıklarımın gölgelerinden sıyrılmış gözbebeklerime…
Nefessiz dalışlarımdan koptum artık,
Yokuşsuz çıkışlarımdan bıktım…
Yarım kalan bir beste olma içimde,
Minör ya da majörleri terk etmiş kalbimin kirli damarlarından sıyrıl,
Ve yapış sıcak bakışlarımın kaynarlığına…
Sınırları belirsiz bir ruhum ben…
Kısıtlanmış bedenimde;
Uzaklığı değişen,
Sıcaklığı pekişen,
Zehirsiz ve duygusuz yalnızlığımdan,
Dişlerimin araladığı kocaman bir dünyanın karanlığından kopup gelmek istedim sana…
Korkma; veda değil bu…
Korkma; ayrılık da değil.
“hiçbir şey” diye tabir ettiğim boşluğumun,
“sen” diye tabir ettiğim sarhoşluğuma terfisi belki…
Belki de, henüz adını koyamadığım birçok şeyin telafisi…
Affet beni…
İstemeden zorladığım ve zorlandığım anlar olacak…
Kanımın çekildiğini hissettiğim an bütün organlarımdan,
Sadece ve sadece seni, bakışını, gülümseyişini gördüm gözlerimi kapattığımda…
Kapattım gözlerimi, adını her fısıldadığımda…
Ve affet beni…
İstemeden zorlandığım ve zorladığım anlar olacak elbet.
Batıyor acımasızca, çığlıklarımın gölgelerinden sıyrılmış gözbebeklerime…
Nefessiz dalışlarımdan koptum artık,
Yokuşsuz çıkışlarımdan bıktım…
Yarım kalan bir beste olma içimde,
Minör ya da majörleri terk etmiş kalbimin kirli damarlarından sıyrıl,
Ve yapış sıcak bakışlarımın kaynarlığına…
Sınırları belirsiz bir ruhum ben…
Kısıtlanmış bedenimde;
Uzaklığı değişen,
Sıcaklığı pekişen,
Zehirsiz ve duygusuz yalnızlığımdan,
Dişlerimin araladığı kocaman bir dünyanın karanlığından kopup gelmek istedim sana…
Korkma; veda değil bu…
Korkma; ayrılık da değil.
“hiçbir şey” diye tabir ettiğim boşluğumun,
“sen” diye tabir ettiğim sarhoşluğuma terfisi belki…
Belki de, henüz adını koyamadığım birçok şeyin telafisi…
Affet beni…
İstemeden zorladığım ve zorlandığım anlar olacak…
Kanımın çekildiğini hissettiğim an bütün organlarımdan,
Sadece ve sadece seni, bakışını, gülümseyişini gördüm gözlerimi kapattığımda…
Kapattım gözlerimi, adını her fısıldadığımda…
Ve affet beni…
İstemeden zorlandığım ve zorladığım anlar olacak elbet.
"hiçkimse"ye 2
(Harry Gregson-Williams - to jerusalem / kingdom of heaven soundtrack)( x 4 or 5)
Kapatsaydın ya ışıkları,
Bulutların sızıntılarına tıkasaydın ya karanlık geceyi,
Ve küçük, ve sevimli ellerinle düşürseydin ya üzerime muhtemel gölgeleri…
Umardım;
Şairsiz akşamların şiirsiz soluklarını,
Mısrasız donuk ıslık çalışlarını,
Noktasız hüznün, notasız cayışlarını o zaman…
Başkalaşmış aynaların,
“Ben”cilleşmiş meleklerin,
Sere serpe yüreklerinde,
Yerle göğü süzüşleri;
Dolunayın muhteşem esmer gülüşleri uyuttu her gece,
Benden uzak, benim içimde, dışıma taşan ışıksız gölgeleri…
Sızıntılarımın yüksek şiddetli tınısından,
Düşüşlerimin derin soluklu tantanasından,
Aklımın mayhoş sarsıntısından…
Yansıdım sana…
Kapatsaydın ya ışıkları…
Bulut sızıntılarına tıkasaydın ya karanlık geceyi,
Ve küçük, ve sevimli ellerinle düşürseydin ya üzerime muhtemel gölgeleri…
Yansımazdım sana o zaman…
Umardım şiirsiz solukların şairsiz akşamlarını,
Donuk ıslıkların mısrasız çalışlarını,
Noktasız cayışların, notasız hüzünlerini o zaman…
(Nouvelle Vague - Guns Of Brixton )
Kapatsaydın ya ışıkları,
Bulutların sızıntılarına tıkasaydın ya karanlık geceyi,
Ve küçük, ve sevimli ellerinle düşürseydin ya üzerime muhtemel gölgeleri…
Umardım;
Şairsiz akşamların şiirsiz soluklarını,
Mısrasız donuk ıslık çalışlarını,
Noktasız hüznün, notasız cayışlarını o zaman…
Başkalaşmış aynaların,
“Ben”cilleşmiş meleklerin,
Sere serpe yüreklerinde,
Yerle göğü süzüşleri;
Dolunayın muhteşem esmer gülüşleri uyuttu her gece,
Benden uzak, benim içimde, dışıma taşan ışıksız gölgeleri…
Sızıntılarımın yüksek şiddetli tınısından,
Düşüşlerimin derin soluklu tantanasından,
Aklımın mayhoş sarsıntısından…
Yansıdım sana…
Kapatsaydın ya ışıkları…
Bulut sızıntılarına tıkasaydın ya karanlık geceyi,
Ve küçük, ve sevimli ellerinle düşürseydin ya üzerime muhtemel gölgeleri…
Yansımazdım sana o zaman…
Umardım şiirsiz solukların şairsiz akşamlarını,
Donuk ıslıkların mısrasız çalışlarını,
Noktasız cayışların, notasız hüzünlerini o zaman…
(Nouvelle Vague - Guns Of Brixton )
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
