9 Eylül 2007 Pazar

saklı yorum

saklıyorum...
senin olmadığın yerde
ay var
doğuyorum her gece
her bulutun kucağına ayrı ayrı
güneş battıkça... düşlüyorum...


gizliyorum
avuçlarımın içindeki
ter damlalarının altına
yazmak istediğim adını


bazen
yağmur damlalarının düştüğü
camların arkasında
pusuyorum
ışık oyunlarına
bilet kesiyorum


kaybolmalıyım
belki turuncuda
belki yarın
sabahın ilk ışığıyla
büyümeliyim...


bulmalıyım seni
gözlerinde
belki rengi döner o zaman
gözlerinin
turuncudan maviye


gözlerinin önündeki siste
saklı yorum...


(aralık 2004)

5 Eylül 2007 Çarşamba

sana...

sağır sanrılar sardı etrafımı,
göreceli sabahlarımda,
siyanür kokulu sokaklarında hayatın...
tut elimi!
sadık akşamlar yitirip,
senin sabahlarında,
sana uyanmak,
güzel...

öylesine

seni özledim...
her mevsim gözlerinin ayrı güzelliğe bürünmesini özledim...
saçlarından süzülen yağmur damlalarını,
sıkıldığında hızlı hızlı yürüyüşünü,
sıkıldığımda omzuma yatışını,
sebepsiz sevinçlerini,
yarınsız bugünlerini...

zaman bizi göz göze getirse,
nedensiz sorular sorsam sana,
amaçsız yürüyüşlerde...
içimizdeki her şeyi bir çadıra tıkıp,
ufuksuz denizlere açılsak...
bütün turuncuları geride bırakıp,
mavilere bulansak...
ellerine şiirler yazsam,
duymasam, okusam, anlasam seni yine...
bugün içimden geldin...

kendine iyi bak... sebepsiz, öylesine...

ayrılık

ayrılık renk körüdür,
bilmez kim mavi kim kırmızı
her yeri turuncuya bulayıp giderler,
ve yıkıntıların ahengi sanırlar,
toz bulutlarını...

sağırdır ayrılık,
sen dşıında herkes sağırdır zaten o an,
senin duyduklarını duymaz kimse,
ve ninni zanneder ayrılık,
acımak çığlıklarını...

dilsizdir ayrılık
sevgi sözcükleri söylemez onun gibi,
ayrılık,
mutluluktan zanneder, serçe gözyaşlarını...
sevinir...