31 Ekim 2007 Çarşamba

istanbul

Sahte gülücüklerin güzelliklerinden sıyrılıp,
Derin nefeslerden uzaklaşıp çocuksu mutluluğuma uyandım,
Gökyüzü mavi sandım bugün de yine…
Değilmiş…

Bugün, İstanbul gri,
Bugün İstanbul akıyor başımdan aşağı,
Bugün İstanbul tenha bana…
Bugün İstanbul, Ankara’ya benziyor…

Son günlerde sana benzettiğim yüzleri anımsıyorum şimdi,
Bütün damlalar, almış götürmüş maskelerini…
Bugün bütün sokakları senden arınmış İstanbul’un…
Bugün, İstanbul sana benzemiyor hiç…

Ve bugün; hırçın rüzgârların nefretiyle dertleşmiş,
Geçmişini bağrına basıp, her şeyiyle yüzleşmiş,
Bütün yaşlı sokakları,
Sustu İstanbul’un…



Şimdi İstanbul vursa beynimden beni,
Belki biraz kanar,
Canım acımaz,
Sıcaklığım ruhumu sarar…

Şimdi İstanbul vursa beynimden beni,
Bir sigara daha içebilir miyim diye düşünürüm,
Şimdi vursa,
Hemen mi ölürüm bilmem ki…

Şimdi İstanbul vursa beynimden beni,
Yürüsen, koşsan,
Uzaklaşsan biraz,
Yol alsan…

Şimdi İstanbul vursa beynimden beni,
Kızıllaşır gökyüzü gözlerimde,
Sarhoş olurum,
Sarhoşluğundan bilirim gözlerindeki büyüyü,
Titrediğini anlamam belki,
Ama hissederim ne halt ettiğini…

Şimdi İstanbul vursa beynimden beni,
Belki biraz kanar…
Ama,
Yerime koydukların rahatlatmaz seni…